BİR FİLM: CENNETİMDEN BAKARKEN
263 Kere Okundu

Antisosyal kişilik bozukluğu
BİR FİLM: CENNETİMDEN BAKARKEN

 


 ORADA MUTLULAR..İNANIYORUZ!

 

“ Büyük annem kardeşimin hayatını kurtardığım gün bana , birisinin hayatını  kurtaran kişi mutlu ve uzun bir hayat yaşar, demişti; oysa  yanılacaktı. Öldürüldüğümde 14 yaşındaydım!”

Cennetimden Bakarken filminin ana karakteri Susie Samon  böyle söyler.

“Hayat kurtaranın ömrü uzar” metafizik bir düşünce tarzıdır, maddesel dünya ile bağlantılı olmayan bir mantık, tıpkı tersi olan “iyiler erken ölür” de olduğu gibi  aksine sayısız  örneğin bir çırpıda  ortaya konacağı  geçersiz argümanlar.

İnsanları çok farklı özelliklerine göre gruplara ayırabilmek mümkün. Ama temele indiğimizde düşünsel ve monist anlamda (arada düalist bir çok düşünce farklılıkları tartışılsa da)  2 farklı kategoride değerlendirebiliriz: bilincin maddeyi etkilediğini savunanlar yani metafizik düşünce yapısını temel alanlar ile  maddenin bilinci etkilediğini savunanlar yani diyalektik materyalist düşünceyi temel alanlar..2 Farklı  felsefik düşünce ve kökten farklı iki ayrı yaşam dünyası.  

Biliyoruz ki evrende gördüğümüz her şey, bedenimiz de dahil,  maddedir ve maddenin temel özelliği  doğasında hareketi barındırıp yoktan var edilip vardan da yok edilememesidir. O yüzden topraktan geldik toprağa gideceğiz sözü bilimsel önermedir.    Bilinç ise madde olmayan ancak maddenin en gelişmiş ürünü olup sadece insana ait olandır. İşte binlerce yıldır bilimlerde, düşünce dünyasında atılan dev atılımlara rağmen hala çeşitli sebepler/çıkarlar/eğitim vs dolayısıyla çözümsüz gibi görünen sorun budur: madde mi yani yaşananlar mı  bilincimizi etkiler, yaksa bilinç mi yaşamı. Metafizik  der ki "yaşam kurtaranın ömrü uzar." Materyalist der ki  en geniş içerik olan yaşamda  maddeler arası   ilişkiler sonucu bir genç kız öldürüldü.

 Düşünce her şeyi belirlerse eyleme geçmeye ne gerek var; düşünmek çözüme ulaşmak için  yeter mi? Tam aksine yaşananlar (madde)  varlığı etkiliyorsa, olumsuz olanı değiştirmek için maddesel dünyada değişiklik yaratacak ilişkiler için eyleme geçmek gerekmez mi? Kısaca kaderim şahsiyetim mi?  şahsiyetim kaderim mi? (İktidar edenler için kadına şiddetin sebepleri ve çözümü  konusunda hangi yanıtı veren vatandaş makbuldür?) 

Çağının tanığı sanatçı, yaşamayı seçen insana ışık olandır. O sanatçı ki materyalist  gerçekliklerin  çoğu zaman acımasız dünyası ile baş başa kalan insanlığa, yeri geldiğinde, kendisi her şeyin farkında dahi olsa, fizik ötesi olan, yani deneylerle bilimlerle ispatlanamayan gerçekliği de imgelemine dahil ederek daha güzel daha anlamlı bir yaşam sürmesini arzular. İnançların-metafiziğin dünyadan-felsefeden kovulduğu geçmiş 3 yy’ın yarattığı trajedilerin bilincinde olan ve o büyük yıkımların, savaşların, aslında yine maddesel dünyanın diyalektik materyalist gerçekliğinde sebepleri belli olsa da, sorumlusu ve yaratıcısı olan  aklın putlaştırılmasının  geldiği noktayı göz ardı etmeyerek, inançların da ruhun gıdası için vazgeçilmezliğini  ortaya koyandır sanatçı.

“Cennetimden Bakarken” filmi öldürüldükten sonra ruhu acılar içinde kalan Susie’nin  Arafta kalarak ailesi ile ilişkisini   bir şekilde fizik ötesi yaklaşımlarla sürdürmesinin ve kız kardeşinin de kendisi ile aynı akıbete uğramaması için gösterdiği çabanın öyküsüdür. Özellikle Araf sahnelerinin mükemmel mizansen kuruluşları, efektleri ve o mizansene uygun New Age tarzı müziklerle duygularımıza işler.

İlk aşkı olan yaşıtı genç çocukla buluşmaya gideceği günden sadece  bir gün önce öldürülen Susie’nin ve onunla aynı katil tarafından aynı akıbeti paylaşan onlarca kız çocuğunun  Araf'ta ki buluşma sahnesi ile kısa kurgu geçişleri ile her birinin tek tek bulunmayan cesetlerinin  nerede olduğunun gösterildiği sahnelerin drama yoğunluğu, her gün birkaç kadının sebepsiz bir hiç uğruna katledildiği ve hiçbir çözüm bulunamadığı ülkemiz gerçeğinin duygusu  ile de birleştiğinde, artık  gözyaşlarımızı saklayamıyoruz. 

Susie’nin “biz o ailelerden değildik. Hani o sebepsiz yere başlarına kötü şeyler gelen insanlardan” derken, öykünün dışında kalmak mümkün olabilir mi?

Ve film, finalinin benzersizliği ile de unutulmazlar arasına giriyor. Kötü karakterin  sinema tarihinde eşine az rastlanır akıbetinin  göstereni ile film  biterken,  bize  de yukarıdaki felsefenin ve tabi  yaşamın ilk temel sorusu ile baş başa kalıyoruz: Sahi gerçekten yaşam mı  düşüncelerimizi  belirliyor yoksa düşüncelerimiz mi tüm yaşantımızı?

“Yüzüklerin Efendisi”  ve "Hobbit" film  serilerinin ünlü yönetmeni Peter Jackson, filmin finaliyle, ister inançlarla örülü bir dünyada sözün - tartışmanın bittiğine, isterseniz de her şeyin diyalektik bir açıklaması olduğuna inanın, hiç  fark etmez,der gibi..  

Ana karakterin dilinden  filmin son cümlesi aynı zamanda  sanatın en güzel işlevsel söylemi ile  perdeyi  kapatır:

“Ben Samon, balık adı gibi. İlk ismim Susie. Öldürüldüğümde 14 yaşındaydım. Bir süredir buralardaydım.Şimdi aranızdan ayrılıyorum……

"Hepinize  mutlu ve uzun yaşamlar diliyorum.”


(Mahur Özmen )

 

Filmin Künyesi

Yapım             : ABD 2010

İsim                 : Cennetimden Bakarken

Yönetmen       : Peter Jackson

Eser                 : The Lovely Bones

Yazar               : Alice Sebold

Müzik              : Brian Eno

Oyuncular       : Saoirse Ronon,Mark Whalberg,Rachael Weisz,Susan Sarandon 

 




» Aktif Ziyaretçi: 1 » Bugün Gelen: 91 » Toplam Ziyaretçi: 46567 » Bu sitemizi ziyaretiniz